Açıktaki Gizli Putlar

Müslüman, Allah’ın emirlerini hayata geçirmek için çalışırken, onun birey olarak nihai hedefi gerçekte zafer midir?

Mücadelenin getireceği sonuç, benim tartışma alanımın dışına bırakılmalıdır.Ben ancak “iyi bir mücadele verdim mi, vermedim mi? sorusunu kendime yöneltebilmeliyim.Bu sorunun cevabı da, ulaşılan sonuca bakılarak anlaşılmaz.Yani zafere ulaşmışsam muhakkak kötü ve eksik bir mücadele verdiğim için bu akibetle karşılaştığım sonucuna varılmaz.Kuşkusuz sonucun zafer olmasını dileriz, fakat amaç zafer değildir.Amaç, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Onun rızasını kazanabilmişsem, görünürde yenilmiş de olsam gerçekte galip sayılırım.

İslam’ın getirdiği bu mülahaza tarzı, insanı sürekli çalışmaya çaba sarfetmeye iletmektedir.İnsanın çabası sadece dünyanın kısır hedefleri ile çevrelenmemektedir.Zafer ya da hezimet bu bakımdan insanın gözünde değersizleşmektedir.Fakat bu arada başka şeyler değer kazanmaktadır: İyi bir “kul” olabilmenin hakkını vermek: Bunun hakkını verebilmek için yapılması gerekenleri yapmak.Müslüman, öncelikle (kendi kafasını ve kalbini) her türlü puttan arındırmanın mücadelesini verme yükümlülüğü ile karşı karşıya bulunuyor.Özellikle çağımızın getirdiği “gizli putlar” söz konusu olunca, bu putlardan arınabilmek ciddi bir zihin ve kalb cehdini getirmektedir.

Günümüzde insanın bağlanmak zorunda kaldığı putların sayısı putperest devirlerdeki putlardan daha az değildir.Bir putpereste, taptığı taşın ona zarar ve fayda getirmeyeceğine inandırmak kolaydı.Fakat günümüzün putperestliğinde insanı nefsinin derinliklerinden yakalayan öyle putlar oluşturulmuştur ki, insanların o putlara inanmaktan alıkoymak nefse güç gelebilir. İnsanların önüne “bilim” diye bir put konulmuşsa, bu “büyük put”un tezkiye ettiği diğer putlar birbiri arkasından zincirleme sökün eder…

-Rasim Özdenören

bir yorum bırak?