Bilinç Altı ve Subliminal Mesajlar

Bilinçaltı kavramı Freud ile önemini kazansa da önceden de Bilinçaltından bahseden bilim adamları vardı. Son yüzyıla kadar Bilinçaltı kavramı çok önemsenmese de günümüzde önemli bir yeri olduğu verdiğimiz kararlarda etkili olduğu ortaya çıkmıştır.(Günümüzde tam olarak aynı olmasa da bilinçdışı diye zikredilmektedir.)

Sübliminal mesajlar; ses dalgaları, frekans ve görüntülerle kişiye farkettirmeden onun düşüncelerini manipüle etme, yönlendirme amacı taşır.

Bir örnek verecek olursak, hipnoz dediğinizde aklınıza saat sallayan bir psikolog ve sırt üstü uzanmış bir hasta geliyorsa işte siz subliminal mesaj altında kalmışsınız demektir. Zihin kontrolü uçuk kaçık bir kavram değil, günümüz realitesidir.

İnsan zihni bir sünger gibidir. Gördüğünüz ve duyduğunuz -daha doğrusu beş duyunuzla algıladığınız- çoğu şeyi, siz fark etmeseniz de bilinçaltınız emer ve kaydeder. Bilinciniz ise depoladığınız bilgilerin çok ufak bir kısmını hatırlayabilir. Fakat siz hatırlamıyor, hatta gördüğünüzü ve işittiğinizi o an fark etmiyor bile olsanız, geri döndürülemez bir gerçek vardır: O da yaşamakta olduğunuz neredeyse her anın, her sahnenin, her karenin, bilinçaltınızın tozlu raflarındaki yerini almış olduğu gerçeğidir.Bazı rüyalar buna örnektir.

Karar mekanizmamızda biz farketmeden etkili olan diğer birşeyse iç güdülerimizdir. İnsan tabula rasa görüşündeki gibi boş bir levha değildir. Bir fıtrat üzere doğar.

Karar mekanizmamıza davranışlarımıza etki eden bir diğer faktör “yaşanmışlık” diyebileceğimiz deneyimlerimizdir.Örneğin;  küçüklüğünde fakirlik yaşamış birinin en büyük korkusunun parasızlık olması ve o kişi çocuğunun fakir olmaması için elinden geleni yapması ve bu konuda diğer insanlara da duyarlı olması. Bir soruya cevap verirken bile vereceğimiz cevap; sadece o anki etmenlerle değil -inanılması güç ama- deneyimleriniz, anılarınız, bilinçaltı faktörler dahil edilerek şekillenir.( İnsanlar bu yüzden bu kadar karmaşık oluyor belki de.)

Konumuza dönecek olursak, subliminal mesaj karar mekanizmamızı etkileyen ‘herşey’ dersek algılanan herşey potansiyel mesajdır.

Bu konuda yapılmış ‘resmi’ bir araştırma şöyle: 1957 yılında ABD’li doktor James Vicary, “Vicary Deneyi” şeklinde kayıtlara geçen şu meşhur deneyi yapar. Picnic isimli sinema filminde Tyler Durden’lık yapan bu abimiz, her 5 saniyede bir, saniyenin 3000’de 1’i kadar ekranda kalacak şekilde “Hungry? Eat Popcorn”, “Drink Coca Cola” (Aç mısın? Patlamış mısır ye. Coca Cola iç) yazıları serpiştirir filme. Tabi ki izleyiciler bunları okuduklarını hatta gördüklerini bile fark etmezler fakat Dr. Vicary’nin aldığı notlar çok ilginçtir. Vicary, o seansta patlamış mısır satışlarının %57, Coca Cola satışlarının ise %18 arttığını not alır. Bu istatistikler Vicary’nin kendi iddialarıdır ve daha sonradan “tabi ki” yalanlanmıştır (deney değil, istatistikler yalanlanıyor).

Hitler Almanyası’nın Propaganda Bakanı olan Joseph Goebbels, kitle manipülasyonunda çığır açmış kişilerden birisidir. Kendisinden biraz daha eskiye gidecek olursak, ABD’nin vahşi bir tüketim toplumuna dönüşmesini sağlayan kişi, Sigmund Freud’un yeğeni olan Edward Bernays’tir. Bernays, halkla ilişkiler biliminin babası olarak kabul edilir. Şöyle ki:

Bernays başlı başına propagandanın ve medyanın insanları ne kadar büyük ölçüde etkileyebileceğinin kanlı canlı örneğidir. Kendisinin uzmanlık alanı “halkla ilişkiler” adı ile yumuşatılmaya çalışılsa da, yaptığı şey alenen kitlesel zihin manipülasyonudur. Zira en basitinden sigarayı erkeklere hitap eden bir ürün olmaktan çıkarıp, 1920’li yıllarda kadınların da sigara kullanmaya başlamasını başaran kişi Bernays’tir. 1900’lü yılların başından bahsediyorum, o zamanın değer yargılarına göre sigara içmek, tıpkı at yarışı oynamak gibi bir erkek işiydi, fakat bu tabuyu kıran kişi Bernays oldu.

Doğrusuyla yanlışıyla Freud’u önemli kılan, bilinçaltının önemini daha o yıllarda fark etmesi ve ilk defa sistematik olarak bu konuyu ele alan kişi olmasıdır. Az evvel ismini zikrettiğim Edward Bernays’in, yani halkla ilişkiler biliminin kurucusunun, tutup da Freud’un yeğeni olması tabi ki bir tesadüf değildir. Zira Bernays, dayısı Freud’un bilinçaltı üzerine teorilerinden faydalanmıştır.

Sübliminal mesajlar “amaç” bakımından ikiye ayrılır denebilir. Bunlardan ilki, “ticari kaygı” barındıran kurnaz uygulamalardır, bunların amacı bir ürünün daha fazla tüketilmesini sağlamaktır. Etik olarak doğruluğu tartışılsa da, bana kalırsa bu uygulamaların bir kısmı cidden “zekice”dir. İkinci grup sübliminal mesajlar ise “ticari” veya “maddi kaygı” taşımaktan ziyade, yazının ilerleyen kısımlarında örneklerini görünce “yok artık, bu da gerçek olamaz” diyeceğiniz türden olanlarıdır. Yani insanları ve bilhassa çocukları “kodlama” amacı taşıyan sübliminal mesajlardır.

Sübliminal mesajların gerçekten etkili olup olmadığı tartışma konusudur. Fakat elde edilen bulgular, sübliminal mesajların insanların “karar verme” mekanizmaları üzerinde etkili olduğu yönündedir.

fede

 

Fedex diye bir kargo firması. Eğer dikkatli bakarsanız logosunda bir ok işareti vardır:

sdfcv

 

Tesadüf diyorsanız bu da Fedex-Arabic’in logosu:

fed

 

Burada ok tersinedir. Çünkü malumunuz Arapça sağdan sola okunur.

Ok kullanılma sebebi kargonuzu doğru yere hızlıca biz ulaştırırız mesajı vermek olabilir.

Amazonun logosuna bakalım:

amz

 

Amazon’un logosunda ise A’dan Z’ye bir ok vardır. Bu da biz de A’dan Z’ye her ürün bulabilirsiniz mesajı taşır. Ayrıca logoya genel olarak bakıldığında bir gülen yüz ifadesi de vardır ve logo gerçekten zekice hazırlanmıştır.

 Masum olmayan subliminal mesajlar ve bu mesajların etkileri ile ilgili araştırmaların olduğu  yazının devamına şuradan ulaşabilirsiniz: http://www.mevzuvar.com/subliminal-mesajlar/

 

  1. Pingback: Subliminal Mesajlar | mevzu var

  2. M. Taha

    Belki de topla tüfekle yapmak daha verimsiz oluyor, değerleri olmayan bir tüketim toplumu daha elverişli onlar için.
    Amin cümlemizden.

bir yorum bırak?