İskenderpaşa’nın Son 40 Yıldaki Kritik Siyasi Hamleleri

1974 senesinde dönemin dindar partisi MSP, meşhur 163. maddeden mahkum olan dindar insanları kurtarmayı hedefledi. Bu insanlara verilen hapis cezası miktarları ortalama olarak 2-3-4 yıldı. Bu insanları kurtarmak için de bir “af yasası” planladılar.

Erbakan’ın ve çoğu MSP’linin bağlı olduğunu iddia ettiği Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi, bu af yasasına şiddetle karşı çıkmış, bunun genel affa dönüşeceğini söylemiş, az sayıda birkaç yıl hapis cezası yemiş dindar insanı kurtarmakla beraber bir sürü eli-kanlı teröristin sokaklara çıkacağı uyarısını yapmıştı.

MSP’nin liderinin ve yöneticilerinin buna verdikleri cevap şu oldu; “Mehmed Zahid Kotku Hocamız siyasetten hiç anlamıyor…”

Ve sonuçta, aynen M.Z.K. Hocaefendinin dediği gibi oldu, af yasası CHP’nin tezgahı ile birden genel affa dönüştü. Eli-kanlı teröristler sokaklara çıkınca ülkede kan-gövdeyi götürdü. Ardından gelen darbe ile bir sürü dindar insan hapishanelerde çok daha büyük zulümlere, işkencelere maruz kaldı .

1991 senesinde körfez krizini bahane gösteren Prof. Es’ad Coşan Hocaefendi, herkesin en kaliteli en güzel otomatik tüefekleri almasını isteyince Refah partisindeki çoğu kardeşimiz her zaman olduğu yine hikmeti kavrayamamış , bu yazıyla dalga geçmişlerdi…

Ama sonuçta, dalga geçenler gibi hayal dünyasında yüzmeyen pek çok BBP’li ve MHP’li inançlı insan; “Es’ad Hoca büyük bir velidir, bunu yazdıysa bir sebebi vardır deyip, dergide çıkan yazıyı fotokopi ile çoğaltarak tüm Türkiye’ye dağıtmışlardı.

Bunun sonucunda, 60 yılda 6000 tüfek satılan Türkiye’de bir anda otomatik av tüfekleri satışları patlamış, bir yılda bir milyondan fazla otomatik av tüfeği satılmış, birkaç sene sonra da 5 milyonu geçmişti.

1995 senesine gelindiğinde, İskenderpaşa Cemaatinin, bilinen ve çok sevilen ismi , Hakyol Vakfının Genel Müdürü Av. İsmail Durak Ünlü bey ANAP’dan milletvekili oldu. Refah Partisi camiası yine ayaklanarak, buna onay veren Prof. Es’ad Coşan Hocaefendi için “amerikan ajanlığı-münafıklık- mason aşığı” olma iddialarını her yerde pervasızca söylemişti.

İsmail Durak Ünlü bey, ANAP’dan milletvekili seçildikten kısa bir sürü sonra beklendiği gibi BBP partisi saflarına geçti.

28 şubat sürecine gelindiğinde , hiçbir zaman hikmeti kavrayamamış bu camiaya “Sakın imzalamayın. İmzalarsanız bunları uygulamaya koyarlar. Tüm ülke de büyük sıkıntılar olur, dindar insanlar bir kez daha ezilirler” lafı dinlenmemiş, “Bunlar tavsiye kararı, uygulananması mümkün değil. Siz siyasetten anlamıyorsunuz…” diye her seferinde olduğu gibi itiraz etmişlerdi…

Sonuçta, İskenderpaşa bir kez daha haklı çıkmış, “tavsiye kararları” denen kararlar acımasızca uygulanmıştı…

Cunta bununlada kalmamış, milyonlarca insanın ölebileceği bir eylem planını uygulamaya kalkınca , beğenilmeyen, küçümsenen büyük adam Muhsin Yazıcıoğlu restini çekmiştir : “Türkiye , İran-Cezayir olmaz. Ama Türkiye’nin Suriye olmasına da asla izin vermeyiz…”

Cuntacılar o anda, Muhsin Bey’in o çıkışının ve o milyonlarca otomatik tüfeğin ne anlama geldiğini anlayıvermişti. Türkiye büyük bir uçurumun eşiğinden dönüvermişti…

Hikmetten anlamayan bazı kardeşlerimiz ;

1974′de çıkarılan af yasasında söz dinlemediniz.

1979′da ihtilalden önce size yapılan uyarıları dinlemediniz.

1991′de ruhsatlı av tüfeği alın sözlerini dinlemediniz.

1995′de , İ. D. Ünlü′nün milletvekili seçilme hikmetini dinlemediniz.

1997′de, 28 şubat kararlarını imzalamayın sözünü dinlemediniz.

Hüsamettin Meral (Derlenerek ve kesilerek eklenmiştir.)

Halâ Aklınızı Kullanmayacak mısınız?

 

bir yorum bırak?