2656417613_3f503df220_z

Kötü Yazı

Sabahları yorgun uyanıyorum Albayım! Zeytini çiğneyecek, ekmeği dilimleyecek zaman yok; daha kapıyı aralarken yorgunum. Sonra aynı kapıyı kilitliyor, aynı yıpranmış çantaya aynı anahtarları atıyor ve çabucak iniyorum merdivenlerden. Yorgun bir insan insanlığa karışıyor Albayım!

İnsanlık nereye gidiyor Albayım? Bu beli fıtıklı inşaat işçisi, bu tezgâhtar kız, bu kanserli hasta, bu felçli adam daha acemiliği bitmeden ölmeye kalkıyor; ne hakları var buna. Hem bu söz dinlemez yağmur çok ağırlaştırıyor çiçeklerin kokusunu; koca bir uygarlıktan, üç kıtadan, iki saraydan ve bir devrimden kalma sayısız iş aksıyor. Albayım, biz büyük bir imparatorluktan geliyoruz. Ve daima hayal kuruyoruz, hayal kurmak yüzünden ayrıca aksıyor işlerimiz.

Karanlık bastığında kimse evine gitmiyorsa, güneş neden batıyor Albayım? Bir de akşamları bile susmayan bu tuş sesleri yüzünden ayrıca yorgunum. Bütün kentlerden, kasabalardan, evlerden ve odalardan tuş sesleri geliyor.

Harflere de güvenim kalmadı Albayım, hiç güvenim kalmadı, bana yeni bir alfabe bul, yorgunum…

Yazı Ali Ayçil’in ama tamamı burda yok Albayım çünkü yorgun bu eller, yorgun bu akıl. Eski bir geceden, yeni bir sabaha yine yorgun hazırlanıyor. Mazur görün Albayım, şikayetim yok sadece yorgunum.

  1. Pingback: Yazı | mevzu var

bir yorum bırak?