Mısır, Darbe, Mursi

Elhamdülillah, Batı bu sefer tedirgin ve ilk defa saflar bu kadar belirgin.

Peki saflar neden açık seçik ortaya çıktı? Bu tedirginlik niyeydi? Bunlar tam cevaplayamadığım sorular.

Ancak biraz geriye gidersek: Osmanlı’nın yıkılması ile beraber ortaya çıkan bir sürü devlet var. Bu devletlerin bir kısmı Avrupa eli ile kurulsa da pek çoğunda Teşkilât-ı Mahsusa’nın parmağı olduğu söylenegelmiştir. [Her ne kadar resmî olarak feshedilse de.(Gizli bir teşkilâtın resmî açıklamasına ne kadar güvenirseniz artık.)]

Bu durum Batı’nın Osmanlı tekrar ortaya çıkacak korkusunun en büyük sebebi. Yani sebep ne olursa olsun biz bir korku olduğunu biliyoruz.

Bunu Ortadoğu’da son yüzyılda sıklıkla yapılan darbelerle ve  bütün ülkelerde oynanan aynı senaryolarla görebiliriz.

Şimdi Erbakan’a bakalım. Malum sosyal medyada pek çok Mursi – Erbakan benzetmesi var.

Erbakan’ın 13 Nisan 1994 tarihinde Parti Meclis Grubunda yaptığı bir konuşma var. Şöyle diyor:

“Şimdi ikinci bir önemli nokta, refah partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak, bu kelimeleri kullanmak bile istemiyorum amma, bunların terörizmi karşısında herkes gerçeği açıkça görsün diye bu kelimeleri kullanma mecburiyetini duyuyorum. Türkiye’nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım, refah partisi adil düzen getirecek, bu kesin şart, geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, altmış milyon buna karar verecek.”

Erbakan’ın ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Yani Erbakan istese Mursi gibi 28 Şubat sürecinde halkı sokağa dökebilir, istediğini kanlı bir şekilde alabilirdi diyebiliriz.(Kesinlik vermiyor, Erbakan’ın doğru yaptığını söylemiyor,  “yapabilirdi, gücü yeterdi” de demiyorum. )

Şimdi Erdoğan’ın 2011-Eylül’de Kahire’de Müslüman Kardeşler’e hitaben yaptığı konuşmaya bakalım:

“Ben, Mısır’a laik bir anayasa tavsiye ediyorum. Türkiye’de anayasa laikliği, devletin her dine eşit mesafede olması olarak tanımlar. Laiklikten korkmayın. Laiklik kesinlikle dinsizlik değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslüman’ım, ama laik değilim. Fakat laik bir ülkenin başbakanıyım. Laik rejimde, insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır. Umuyorum ki bu açıklamamdan sonra Mısır halkının laikliğe bakışı değişecektir.”

Bu konuşmadan sonra Müslüman Kardeşler Erdoğan hükümetine karşı çıktılar ve mesafeli durdular. Hatta pek çok yazar Erdoğan’ın Mısır’ı anlamadığını söyledi.

Burada Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’e “Ya ne şeriati gericiler, lâik olun” demeye çalıştığını söyleyebilir miyiz? Tabi ki Hayır!

Ama Erdoğan şunu diyordu diyebiliriz: “Kardeşlerim bu işi kansız yapalım, biz bunu tarihte yaşadık, siz de bizim gibi kansız olan yolu seçin.”

Peki doğru yapan Erbakan mıydı? Mursi miydi? Bunun ayrımını yapmak beni aşar. Ama şunu biliyorum ki:  amaç Bir’di, yollar aynı yere çıkıyordu.

Şunu da söylemek gerekir ki, Erdoğan 10 seneyi aşkın iktidarlığında başörtüsü sorununu bile yeni çözdü. Yani kansız oldu ama çok tavizli oldu, hem de çok. Ustalık, kalfalık ve çıraklık diye kendini dönemlere ayırmasının bu “muktedirlik mertebesi” ile yakından alâkalı olduğunu düşünüyorum.

Erbakan ile Mursi arasında gözden kaçan büyük bir fark var. Belki ikisi de iktidarlarını kaybettiler ama Erbakan bugün- iktidarda olmadığı sürede-  yetiştirdiği  talebeleri ile 10 seneyi aşkın süredir iktidarda. Cumhurbaşkanından, başbakanına, bakanlığına kadar.  Mursi’nin bu şekilde yetiştirdiği bir siyasi kitle yok gibi. Her ne kadar Müslüman Kardeşler çok eski bir topluluk olsa da 1954’te etkileri azaldı. 1980’lerde tekrar canlansalar da hatta 2005 parlementoda  88 sandalyeleri olsa da siyasi açıdan yetişmiş kaliteli adamları yok.

Ayrıca darbeyi sadece şeriat getiren Mursi’yi devirdiler diyerek basite indirgeyemeyiz.

Darbeden 3 gün sonra olacak petrol davasının düştüğünü,

Refah Kapısının kapatıldığını ve Filistin’in sessiz bir ölüme terk edildiğini,

Mısır sayesinde yürüyen İsrail-Filistin barış görüşmelerinin durma noktasına geldiğini,

İsrail’in tekrar rahat bir şekilde Filistin’i vurabildiğini,

İsrail’in Batı Şeria’ya 1300 yahudi hanesi yerleştirerek olası bir uluslar arası davada bu yerden hak elde edebileceğini,

Mursi döneminde feshedilen Camp David anlaşmasının tekrar yürürlüğe girdiğini

İsrail’in Türkiye karşısında büyük bir koz elde ettiğini, Erdoğan’ın seçim zamanında zor durumda bırakılmaya çalışıldığını

Ve bugün Mursi tekrar başa geçse bir “Enkaz devralacağını” da göz önünde bulundurmalıyız.

Zalimin bir taşta bırak iki kuşu, bir taşta kuş katliamı yaptığını bilmeliyiz.

 

Rabbim bu ümmete yardım eylesin, doğruyu yanlıştan ayırma feraseti nasip etsin.

NOT: Yazılanlar bağlı hissettiklerimle, bağdaştırılamaz.Benim cahilliğim bağlı hissettiklerime olan bağlılığın zayıflığındandır.

NOT-2: Biliyorum blog için “yıktın konsepti eyledin viran” diyorsunuz. Mazur görünüz.

bir yorum bırak?