Prof. Dr. M. Esad Coşan 1995 Malatya Konuşması

Şurada bir harita var; belki uzaktan iyi görülmez, ben açıklayayım: Türkiye’nin Kayseri dahil, Ankara’nın aşağısından Trabzon’un aşağısına kadar düz bir çizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil aşağıya kadar olan kısmı; bütün Irak, bütün Suriye, bütün Urdun; Arabistan yarımadasının da Medine-i Münevvere dahil kuzey kısmı; Sina yarımadasının tamamı ve Mısır’ın kuzeyi, İskenderiye’den ileriye doğru hudutlara dahil… Yani, bizim su anda içinde bulunduğumuz Malatya’nın da dahil olduğu bütün bu kısımlar İsrail’in haritası içindedir.

 

Yani İsrail’in amacı, Amerika’da da kuvvete sahip olduğundan, Amerika’nın yönetimine de tesiri olduğundan, Avrupa’da da, Avrupa Birligi’nin cesitli milletlere ait bayraklarinin dalgalandigi merkezinin bulunduğu Strazburg’da da sahip oldugu nufuz ile ve dunyanin her yerindeki organize tehditleriyle, Turkiye’nin butun su ve petrol havzalari dahil Ortadoguyu ve bizim topraklarimizi –Malatya dahil– kendi topraklari arasina katmayi amacliyor. Bunu istiyor, bunu arzuluyor ve bunun calismasini yapiyor. Bizim PKK olarak gordugumuz olaylarin arkasindaki kimsenin soylemedigi gercek budur.

Kimse soylemiyor. Diyorlar ki: “Zaten Yuanlilar dusmanimiz, zaten Ermeniler dusmanimiz, bir ucuncu cephe acmayalim!” diyorlar ama gercek bu… PKK’yi kiskirtan, organize eden, ayarlayan hepsi bu…

 

Dunyanin en muhim uc seyi var: Basta petrol olmak uzere enerji… Ondan sonra yasamak icin en hayati madde olan su… Ondan sonra da ekmegin asil maddesi olan tahil… O GAP projesi ve saire, bizim harcadigimiz milyarlar, trilyonlar… Israil bunlara goz dikmis, buralari elde etmenin calismasini yapiyor.

 

Neden boyle bir seye cesaret ediyor?.. Bizim geriligimizden, cahilligimizden istifade ediyor. Bizim organize olmamamizdan istifade etmeyi dusunuyor. Bizim kalabaligimizdan korkmuyor. Cunku, elindeki imkanlar, silahlar, alet, edevat, techizat, uluslararasi munasebetlerdeki guclulugu gibi seylere guveniyor. Her ulkenin icindeki kendisine bagli elemanlara guveniyor. Amerika’nin ic politikasinda, dis politikasinda; Almanlarin ic politikasinda, dis politikasinda; hatta Vatikan’da, Vatikan gibi hristiyan devletinde bile sahib oldugu nufuza guveniyor. Cunku, icinde aslen yahudi olan papazlar var… Asil kokeni yahudi olan, siyonizme hizmet eden papazlar var…

 

Simdi aziz ve muhterem kardeslerim!.. Biz burada bu meseleleri bilen insanlar olarak, 2100 senesine kadar onumuzdeki programlari inceleyen insanlar olarak, o zamana kadarki dokumanlar elimizde olan insanlar olarak, size tarihi bazi seyleri hatirlatmak icin toplanmis bulunuyoruz. Yani sizi ilgilendiren, sizin cocuklarinizi ilgilendiren, sizin Allah divaninda yuzunuzun ak olmasini saglamakla alakali olan, Allah’in divaninda sorumlu duruma dusmenize sebep olacak bir takim konulari konusmak uzere burada toplanmis bulunuyoruz.

 

Turkiye’nin buyuk bir kismini ve bu menfur haritanin icindeki illeri temsil ediyorsunuz. Oralardan hareketle, bu toplantiya gelmissiniz. Biz bunlari baska yerlerde de soyluyoruz ama, meseleleri anlayabilmek bir seviye meselesidir. Yani, Turkiye’nin ve dunyanin durumunu bilmek lazim!.. Tahsili ve gorgusu, calismalari, kulturu bu meselelerin, soylenilen rakamlarin, konusulan konularin ehemmiyetini anlamaga yeterli olmasi lazim!.. O olmadigi zaman, klasik usulle, eski anlayisla bu meseleleri anlayamayabilir bazi kimseler…

 

Aziz ve muhterem kardeslerim!.. Netice itibariyle biz, Allah’in rizasini arayan insanlariz. Allah’in sevdigi, razi oldugu bir kul olmak istiyoruz, Allah’in sevdigi, razi oldugu isleri yapmak istiyoruz; halis niyetimiz bu… Allah’in sevdigi, razi oldugu isler, sadece namaz kilmak, oruc tutmak, hacca gitmek, tesbih cekmek degildir. Ummet-i Muhammed’in istikbaliyle ilgilenmek onemli!.. Islam’in selametini, bekasini dusunmek onemli!.. Islam’in bayraginin burctan asagi inmemesini saglayacak insanlara ihtiyac var, kadrolara ihtiyac var…

 

Bunu dusunen, resmen bunu kendisine vazife edinmis bir ulke yok!.. Osmanli vardi. Osmanli devletinin basindaki yoneticiler, halife olarak dunyanin her yerindeki muslumanlara yardim etmeye calisiyordu. Asker gonderiyordu, para gonderiyordu, beynel milel toplantilarda savunuyordu. O devlet yok olduktan sonra ortada olan devletler, boyle bir seye sahib olmak istemediler. Dusmanlarin buyuklugu karsisinda cekindiler.

 

Simdi biz, dunyanin uzerindeki politikalarin degismesi, guc kuvvet merkezlerinin degismesi, cephelerin degismesi meseleleri ile yakindan ilgilenen insanlariz. Bunlari mutehassis uzmanlardan, profesorlerden, bakanlik yapmis en yetkili insanlardan, milletvekillerinden konusmacilar celbederek, muhtelif toplantilarda camiamiza yaygin bir bilgi halinde tanitmak icin muhtelif calismalar yaptik. 1992 senesinde Ayvalik’ta Murat Reis Oteli’nde toplantilar yaptik… Gemlik’te toplantilar yaptik, Bursa’da toplantilar yaptik… Izmir’in Soke’sinde, Nevsehir’de Dedeman Oteli’nde toplantilar yaptik… En guzide kardeslerimizi ve hizmette cansiperane calisan arkadaslarimizi cagirarak, dunyanin degisen sartlarini inceledik.

 

Dis politikadaki degismeleri ve bu degismelerin bize getirecegi faydalari, zararlari, tehlikeleri bahis konusu ettik. Bunlari dergilerimizde yazdik. Dergilerimizi birbirlerimizle haberlesmek icin bir arac olarak, bir mektup gibi, bir mesaj gibi dusunuyoruz. Sadece dergi cikarmis olmak icin yapmiyoruz bu nesriyati… Bunun icindeki bilgileri arkadaslarimiz ogrendikten sonra, calismalarimiz musterek calisma olarak devam etsin istiyoruz.

 

Cok net olarak, kelimelerin manasini bile bile, ustune bastira bastira soyluyorum: Cok ciddi bir savas ile karsi karsiya muslumanlar!.. Kufur muslumanlarla carpisiyor, ama bu ilan edilmemis bir savas… Ilan edilmemis muazzam bir savas var… Bu savasta, bir tarafta super devletler var; Amerika var, Avrupa devletleri var… Baska musrik devletler var; mesela Hindistan gibi, Japonya gibi musrik, ilahi bir dine bile sahib olmayan devletler var… Bir tarafta da mazlum, magdur, geri, ibtidai, cahil, gafil muslumanlar var…

 

–Peki, niye boyle mazlum, magdur, cahil, gafil muslumanlari kendilerine hedef edinmisler ve niye Islam’la ugrasiyor bu herif-i naserifler?.. Dunya uzerindeki en onemli guc odaklari niye Islam’la ugrasiyor?..

 

Onlar menfaatlerini sagladiklari zaman, Islam’in bir takim emirlerinin yapilmasina da musaade ediyorlar, bir sey demiyorlar. Mesela, Suudi Arabistan Amerika’nin avucunun icinde mi?.. Icinde… Suudi Arabistan’in petrolu ARAMCO tarafindan somuruluyor mu?.. Somuruluyor. Paralari Amerikan bankalarinda mi?.. Amerikan bankalarinda… Suspayi olarak, devletin yonetemini eline gecirmis olan heriflere biraz para veriliyor mu?.. Veriliyor. Halk memnun mu vaziyetten?.. O belli degil… Eh, tamam, namazlarini kilsinlar, oruclarini tutsunlar, haclarini yapsinlar… Bir sey demiyor, somuru olduktan sonra…

 

Ama somuremedigi zaman kanli ihtilaller yapiyor, kukla hukumetler basa geciriyor, somurmeyi devam ettirmek istiyor.

 

Dunya uzerinde biz mu’minlerin kafa yapimiz cok farkli… Biz mu’minler olarak, menfaat hesabi yapmayiz. Menfaatimizi feda etme hesabi yapariz. “Ben kazandigim paramdan ne kadar hayir yapacagim?.. Ben rahatimdan ne kadar fedakarlik yapacagim?.. Ben nasil zahmetli is yaparsam, Allah’in rizasini kazanabilirim?..” Biz boyle dusunuruz.

 

Bu dusunce bizim disimizdaki heriflerde yok… Onlar neyi dusunuyorlar?.. Onlar parayi, menfaati dusunuyorlar, buyuk gelirleri dusunuyorlar.

 

–Buyuk gelirler nedir dunyada?..

 

Petrol cok buyuk bir gelirdir. Petrol yuzunden ihtilaller yapiliyor, petrol yuzunden hukumetler devriliyor, petrol yuzunden insanlar idam sehpalarina gidiyor, asiliyor… Petrol yuzunden ulkelerin sinirlari degisiyor… Petrol yuzunden ulkeler birbirlerine saldirtiliyor, harb ettiriliyor. Petrol onemli…

 

–Baska ne onemli?..

 

Dunyanin su kaynaklari cok onemli!.. Hammadde kaynaklari cok onemli!.. Insanlarin yemesi, icmesi icin gerekli esas malzemeler cok onemli… Allah-u Teala Hazretleri bu malzemeleri, en cok muslumanlarin hakim oldugu ulkelere vermis. Petrol, bugday, su… vs. Bu uzun yillardan beri Avrupalilarin dikkatini ceken bir durumdur. Amerikalilarin, gayrimuslimlerin dikkatini ceken bir husustur. Muslumanlarin elinden bu yerleri almalari lazim!.. Veyahut, o yerleri zaten somuruyorlar ise, o ulkelerdeki muslumanlarin uyanmamasi lazim, yonetimi elde etmemesi lazim!.. Yonetimi elde edip de bu somuruye dur dememesi lazim!.. Ana calismalari bu tarzda gidiyor aziz ve muhterem kardeslerim!..

 

Simdi bu ana mantiktan dolayi da, biz su Turkiye’de yasayan muslumanlar olarak, bu heriflerin, herif-i naseriflerin, serefsiz insanlarin hedefi durumundayiz. Her ne kadar yuzumuze guluyorlarsa, gulduklerinin de kiymeti yok… Guldukleri de sahtedir. Gulucuklerinin arkasinda dislerini gicirdadiyorlardir, artniyetleri vardir. Iltifat ediyorlarsa, yardim ediyorlarsa, bir maksatla yardim ediyorlardir. Haril haril calisiyorlar…

 

Fazla detaya inmiyorum, bunlari bildiginizi kabul ediyorum. Bunlari bilen insanlar, bunlari biliyorlar da bilgilerinin geregi olarak ne yapmalari gerektigini bilmiyorlar. Biliyor, caresizlik icinde… Biliyor ki Bosna’da, Hersek’te, Avrupa’da kalleslik yapiliyor. Cifte standart yapiliyor, demokrasiye uyulmuyor. Cecenistan icin gik demezken, baska bir yer icin hop oturup hop kalkilyor. Iki tane balina icin dunya ayaga kalkiyor. Iki tane eroinman Ingiliz kizi icin, dunya ayaga kalkiyor, ates puskuruyor. Ama yuzlerce, binlerce insan bir yerde olse, onlarin isiyle ilgili olmadigi zaman veya olmeleri islerine geldigi zaman susuyorlar. Cezayir’de oldugu gibi, Kesmir’de oldugu gibi, baska yerlerde oldugu gibi…

 

Simdi, biz bu durumun karsisinda susabiliriz, bu meselelerle ilgilenmeyebiliriz. Ama muhatap biziz; bizim ulkemiz, bizim kendi canimiz, kendi sahsimiz, kendi hayatimiz, kendi cocuklarimiz, kendi mallarimiz, kendi diyarlarimiz, kendi mulklerimiz… Burda Israil bayraginin dalgalanmasini ister misiniz?.. Istemezsiniz ama, Malatya bunlarin hudutlari icinde… Adam iste resmen bunu istiyor. Literature girmis, Ingilizce kitaplarda var… Bunu biliyoruz, bilenler biliyor.

 

Simdi bunlarin karsisinda bizim tedbir almamiz lazim!.. Bu tedbiri almak icin mutlaka cok guzel organize olmak gerekir. Onun icin biz kuvvetli bir sekilde organize olmaya onem veriyoruz.

 

Sonra, kuvvetli olmamiz gerekir. “Zor oyunu bozar.” derler. Bizim bazi kuvvetlerimiz var… Bizim kuvvetlerimizin bir tanesi nufusumuz fazla… Ve nufusumuz hizla artiyor. Nufus bakimindan bizimle yarisamiyorlar, nufus bakimindan bizden geriler. Biz nufus bakimindan onlardan ustunuz. Fakat onlar, az nufuslarini kalifiye eleman olarak yetistiriyorlar; bizim cok nufuslarimiz yiginlar halinde oldugu icin, bizden korkmuyorlar.

 

Bir coban ikibin tane koyundan korkar mi?.. Korkmaz. Uc tane kopekle onu idare eder. “Hav hav…” dedirtir, oraya buraya saldirtir. Coban koyundan, kuzudan korkmaz, tabiati itibariyle korkmaz. Bu herifler bizden, tabiatimiz koyunlasmis oldugu icin, kuzulasmis oldugu icin korkmuyorlar. Bizim kalabaligimiz var ama, tabiatimizda bir dejenerasyon var… Yani, gayr-i Islami bir durum var…

 

Bunu Peygamber SAS Efendimiz bize bildirmis; diyor ki:

 

“–Ahir zamanda ummetler, yemek yiyenlerin tabaga usustukleri gibi sizin uzerinize cullanacaklar.”

 

“–Ya Rasulallah! Bizim o zaman adedimiz az olacak da mi, onlar ustumuze cullanmaga cesaret edebilecekler?” diye soruyor sahabe-i kiram…

 

“–Hayir! Cok olacaksiniz ama, degersiz bir cokluk olacak… Selin ustundeki cop gibi olacaksiniz.” Sel ustundeki copun sele bir hakimiyeti yoktur, sel onu surukleyip goturuyor. “Size eski ummetlerin iki hastaligi bulasmis olacak:

 

1. Hubbud dunya, dunyayi sevmek…

 

2. Kerahiyetul mevt, olumden korkmak…”

 

Muhterem kardeslerim!.. Dunya mulku bizim gayemiz degildir. Dunyalik, mal, mulk, para, pul bizim gayemiz degildir. Biz onu sever, onun icin calisirsak, onu Allah yolunda sarf etmezsek, iste bu hastaliktir. Ikincisi, olumu goze alarak onlarin karsisinda durmaya hazirlanmazsak; bu da bir hastaliktir.

 

“Ben olmeyeyim de, yasayayim da isterse benim cocuklarim Ingiliz olsun, isterse yahudi olsun, isterse kafir olsun…” diyorsa bir insan; bunu bugun Turkiye’de pek cok aile soyluyor. “Turkiye’ye Islami idare gelmesin de Avrupa ile birleselim, onlarla rahat ederiz. Turkiye’ye Islami idare gelirse, rahat edemeyiz!” diyor. Bunu boyle dusunuyor. “Cocugum rahat etsin, ben oyle gericilik istemem!” diyor. Kendi aklina gore muslumanligi ters goruyor, ve bunu istemiyor. Avrupa’yi istiyor, Amerika’yi istiyor, onunla dost oluyor, onunla kadeh tokusturuyor, onunla yemek yiyor… Onunla geziyor, tozuyor. Onunla dost, bizimle dusman… Bizim memleketimizin insani… Boyle insanlar var…

 

Simdi, boyle bir durum, boyle bir kafaya geldigi zaman ne olmus oluyor insanlar?.. “Ben olmeyeyim, yasayayim da, Islam ne olursa olsun!.. Islam muhim degil, iman muhim degil…” gibi bir noktaya gelmis oluyor. Bu iki buyuk kusurdan dolayi da muslumanlik sevketi kalmiyor.

 

Tabii, bunlarla ugrasmak olumden korkmamakla, dunyayi sevmemekle hemen oluverecek bir sey degil… olumden korkmayarak, dunyaligi sevmeyerek, dunyaligi Allah’in dinine hizmete tahsis ederek, aklin gerektirdigi her turlu calismayi yaparak oluyor isler. Yani, biz de otomobil yapabilmeliyiz, biz de ucak yapabilmeliyiz… Biz de elektronik cihaz yapabilmeliyiz, biz de tomografi cihazi yapabilmeliyiz… Biz de uzay arastirmasi yapabilmeliyiz, biz de dunya capinda orijinal arastirma yapar duruma gelmeliyiz. Seviyemizi yukseltmeliyiz, dunya uzerindeki bilgileri toplamaliyiz. Bilginin kuvvet oldugunu bilmeliyiz, organize calismaliyiz.

 

Prof. Dr. M. Esad Coşan (Rh. A.) (22 Nisan 1995 – MALATYA)

 

bir yorum bırak?