Sevgi

İnsanlar toplum hayatı içinde yaşamaya müsait, toplum halinde yaşamaya göre yaratılmış varlıklardır. İnsan doğal olarak sosyal bir varlık olduğundan, birbirini sevmek için yaratılmıştır. Birbirini seviyor, grup teşkil ediyor. Evlâdı annesini seviyor. Annesini göremediği zaman ağlıyor. Anne baba evlâdını seviyor. Yakınlarını seviyor, akrabasını seviyor, kabilesini seviyor. İnsanlar arasında bir sevgi bağı tabiî olarak mevcut ve insan bu sevgiye muhtaçtır. Sevgi ile beslenen çocukların sevgisiz beslenen çocuklardan daha çok geliştiği denenmiş, ispat edilmiştir. Sevgi bir çok yarayı tedavi eder; müşkilleri halleder; herkesin gönlü kazanılır. İslâm fetihlerinin temelinde silah değil sevgi vardır.

Sevgi kolay kazanılabilen bir husus da değildir. Hayatın en mühim işi olan sevmek bir eğitim işidir. O’nun dilinde insan “çiçeği sevebilir, denizi sevebilir, yüzmeyi sevebilir, dağı sevebilir, meyveyi sevebilir, kaymaklı kadayıfı sevebilir…” Bu sevgiler insanı asıl sevgiye götürür. Sevilecek şeyde eksik aramamalı, optimist/iyimser olmalı, dikenine rağmen gülünü sevebilmelidir. 

Dinin esası ihlâs, ihlâs da karşılık beklemeden sevmektir. Sevgide aslolan vermedir. Seven sevdiğinin yolunda bütün varını verebilmelidir. Tasavvuf almayı değil sevmeyi ve vermeyi öğreten bir kurumdur. Verme kurumudur. (Tamamı)

“Hamdolsun, gönülleri Rızası için birleştirene”

 

 

bir yorum bırak?